Ana içeriğe atla

Elma Şekeri

Biz ne zaman büyüdük bu kadar?..
Daha dün gibi bacaklarım yara bere içinde paten kayışım. Daha biraz önce evcilik oynamışım gibi arkadaşlarımla. Eski oyuncaklarım, eski evim sanki bir saat öncesinde kalmış gibi, inanın daha fazlası değil. Elini uzatsan tutacağımı sandığım zaman son sürat akıp gidiyor ama anıları biraz önceymiş gibi hissettiriyor. Zaman durmasını istediğimde daha hızlı akıyor bana inat. En iyisi onunla hiç dalaşa girmeden sakince anlaşmak.
Düşünüyorum da bir dakika önceki ben ben değilmişim gibi, sadece bir anı. Aklımdan geçenler sanki bana ait değil, bir yabancı gibi. Sadece şuan ki ben gerçeğim. Gelecekteki bir hayal geçmişteki ise sadece bir anı. Güzel geçirmeli şu anı. Bu anın tadını çıkartmalı ki geriye dönüp baktığında hayatın güzel anılarla dolmalı. Bir gün bir bakıcaz yaşamın kıyısına gelmişiz zaman ilerlemiş ilerlemiş ilerlemiş. Dönüp de arkasına bakmamış bile. Sahi ben ne zaman büyüdüm böyle büyüyememişken.? Eskiden 20 yaşındaki ablalar ne büyük gelirdi bana. 24 yaşımdayım hala bulamadım içimdeki ablayı. Zaman sanki sadece bedenime işliyor da ruhumun saatinin pili bitmiş hala çocukluk çağımı gösteriyor. Arada bir çalışıyor gereksizce bir iki sn ilerleyip gene duruyor. Hiç de şikayetçi değilim bu durumdan. Büyüdükçe akıllanıyorsun ama aklın ruhunu hep köşeye sıkıştırıyor ve zafer almadan da geri dönmüyor. Önceden göremediklerini gösteriyor sana ya da önceden yaptıklarını tam yapacakken dur diye bağırıyor "artık olmaz". Biraz kinli gibi can yakıyor aslında ama seni koruyorumun arkasına saklanıyor bir şey de dedirtmiyor. İnsanlara güvenemezsin diyor onca kazıktan sonra, şunu yapamazsın ya da bunu yapmalısın. Sevindirtmiyor adam gibi bir elma şekeriyle seni çocukluğundaki gibi. Hevesini alıyor kursağına koyuyor. Ama ben herkese herşeye inat kapatmıycam ruhumdaki çocuğu eve, çıkacak gezecek, oyun oynayacak. Ve ben bir elma şekeriyle çok mutlu olucam.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pia Mater - Arachnoid Mater

                                          Pia Mater, Serkan Karaismailoğlu,2019   Son dönemde çıkan Türk yazarlı oldukça heyecan verici kitap serisinin ilk kitabı Pia Mater. Bu kitap 2000’li yıllarda gelişmeye başlayan yeni bir roman türü olan nöro-roman örneği olarak kaleme alınmış. Oldukça bilimsel gerçeklere dayandırılmış bu kitapta verilen her bilgi referanslarla desteklemiş. Hatta, bazı konular o kadar heyecan verici ve merak uyandırıcı ki gidip o referansa bakıp incelemek isteyeceksiniz. Beynimizin büyüleyici gücü harika bir hikayeyle süslenip püslenmiş. Kişisel olarak hali hazırda bildiğim bazı bilimsel ve fizyolojik gerçekleri böyle harika bir hikayenin içerisinde okumak bana heyecan verdi. Çok nadir de olsa sinir bilimine atıfta bulunmak için küçük zorlamalar var ancak verilen bilgiler asla ders notu kıvamında değil, aksine çoğunlukla oldukça güzel y...

Mülksüzler (Dispossessed )

Mülksüzler, 1974 yılında Amerikan yazar Ursula K. Le Guin tarafından yazılmış ütopik bir bilim kurgu romanıdır. Ursula bu kitabıyla Hugo ve Nebula ödüllerini alıyor. Sevgili arkadaşım Zeynep'in   bana hediyesi olan bu kitap, o kadar bilgi ve fikir doluydu ki hem özetini çıkartma hem de paylaşma ihtiyacı duydum. 1974 yılında yazılmış bir kitabın bugünün dünyasına ayna tutması gerçekten etkileyici. Tam da bu sebepten bir klasik. Zamansız bir kitap. Çünkü terazinin ayarını ne kadar yaparsak yapalım insanoğlu özünde hep aynı. Bir toplum kurallara ve yönetime ne kadar karşı olursa olsun, insanlar içgüdüsel olarak birilerini öncü seçip kurallara uyma eğilimdedir.   Her zaman da o kurallara uymakta zorluk çeken, aykırı ama cesur, aynı zamanda öncü insanlar olacaktır toplumda. İşte evrimleşmemizi, o düzeni bozan, çemberi kırabilenler sayesinde tamamlayacağız. Kitapta anlatılan Tau Ceti'den türeyen ikiz dünyalar var. Biri Urras, mülk sahibi insanların kapitalist bir yaşam sürdükl...

"KÖRLÜK"

Portekiz'in en tanınmış yazarlarından olan Jose Saramago ’nun kaleme aldığı Körlük kitabı, insanlığın ve demokrasinin insanın var oluşu karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Yitirilen görme duyusuyla tüm insanlığın ve düzenin nasıl çürüyeceğini gözler önüne seren bu kitap, insanın acizliğinin de altını çizmektedir. Kaotik bir ortamda ortaya çıkan insanlığın karanlık yüzü akıcı bir dil ve kuvvetli betimlemelerle anlatılmıştır. Kitap, tüm şehre yayılan körlüğün bir adamın kırmızı ışıkta beklerken kör olmasıyla başlar. Bu ilk kör adama yardım eden adamın, ilk körün arabasını çalmasıyla görme duyusunun yitirilmesiyle başlayacak olan toplumsal dejenerasyonun ilk sinyali verilmiş olur. Körlük bilindiği üzere zifiri bir karanlık değildir bu sefer, tam tersine bembeyaz bir ışık kümesidir. Kör adam hemen bir doktora götürülür, ancak doktor bu duruma hiç anlam veremediği gibi bir çözüm de bulamaz. Bilmedikleri bunun bulaşan bir hastalık olduğudur. Dünyası bembeyaz ışıklara gömülen ...