Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Şeker Portakalı- Jose Mauro De Vasconcelos

Şeker portakalı ağızda acı bir tat bırakan ama yedikçe yemek istenilen bir kitap. Vasconcelos yıllarca içinde büyüttüğü çocuğu 12 günde hayata getirmiş. Bu kitabı yıllar önce çocukken okumuş ve bir köşeye atmıştım. Geçen gün tekrar hatırlamak istediğime karar verdim ve tozlu rafından aldım. Büyük bir hevesle başladım Zeze'nin hayatını okumaya. Kesinlikle elinizde varsa bir kez daha hayatta edindiğiniz deneyimlerle okunması gereken bir kitap. Bu sefer çok farklı tatlar verdi bana. Zeze'nin acı dolu hayatını okurken yüreğiniz burkuluyor ve içinde barındırdığı saflık ve iyilikle gözleriniz doluyor. Çocukken kurduğumuz hayalleri özleyen benliğimize serin sular serpiliyor. Tekrar dönüyorsun çocukluğuna, o sonsuz hayal dünyasına. Kitabın anlatımının ne kadar güzel olduğunu unutmuşum. Bir çocuğun kurduğu hayaller sanki gerçekmiş gibi anlatılıyor ve böylece seni o hayallerde kaybolmaya zorluyor. Elini uzatıp yardım etmek istiyorsun Zeze'ye o kadar acı çekiyor. Bu kadar ac...

8 Mart...

Kadın olmak zordur..Bir erkek bir düşünürse kadın bin defa düşünür. Bir erkek üzülürse bir kadın göz yaşına boğulur. Bir erkek boşver derse bir kadın döner yine de yapar onu. Erkek hayatın üzerinden kayarken kadın her çukura düşer çıkar. Amaaaaan diyip geçer bazen erkek ama kadın oturur 'aman!' der. Her şeyi önceden düşünür bir kadın her an her şey olabilirmiş gibi. Çantasında her şey olur o her şeye hazırlıklıdır. Planlı yaşar ve bunun bozulmasından hiç hoşlanmaz. Ya ajandası vardır ya da kafasında bir plan. Takıntıları vardır boşveremediği. Kadının hayatı zordur, zor olmasa bile kendine zorlaştırır. Bir evi çevip çevirir tek başına. İşe giden bir erkek tek görevinin o olduğunu zannedebilir ve kadını tek başına bırakabilir. Oysa kadın da çalışıyor olabilir ama yine de evin işi yine ondan sorulur. Kadın bir sürü şeye koşar ama erkeğe işe gidiyor olmak bile ağır gelir. Çalışmayan kadınlar maaşsız ev işçileri olarak görülür her şeye koşturmaları beklenir.  Bir kadın anne oldu...

Elma Şekeri

Biz ne zaman büyüdük bu kadar?.. Daha dün gibi bacaklarım yara bere içinde paten kayışım. Daha biraz önce evcilik oynamışım gibi arkadaşlarımla. Eski oyuncaklarım, eski evim sanki bir saat öncesinde kalmış gibi, inanın daha fazlası değil. Elini uzatsan tutacağımı sandığım zaman son sürat akıp gidiyor ama anıları biraz önceymiş gibi hissettiriyor. Zaman durmasını istediğimde daha hızlı akıyor bana inat. En iyisi onunla hiç dalaşa girmeden sakince anlaşmak. Düşünüyorum da bir dakika önceki ben ben değilmişim gibi, sadece bir anı. Aklımdan geçenler sanki bana ait değil, bir yabancı gibi. Sadece şuan ki ben gerçeğim. Gelecekteki bir hayal geçmişteki ise sadece bir anı. Güzel geçirmeli şu anı. Bu anın tadını çıkartmalı ki geriye dönüp baktığında hayatın güzel anılarla dolmalı. Bir gün bir bakıcaz yaşamın kıyısına gelmişiz zaman ilerlemiş ilerlemiş ilerlemiş. Dönüp de arkasına bakmamış bile. Sahi ben ne zaman büyüdüm böyle büyüyememişken.? Eskiden 20 yaşındaki ablalar ne büyük gelirdi bana...

Ben bir buluta bindim..

Hayaller hayaller..İnsanı hayata mı bağlar yoksa hayattan mı soğutur.? Ben çocukken gözlerim hep gökyüzündeki yıldızlardaydı. Sanki yıldızlar benim sonsuzluğumdu, özgürlüğümdü. Hayallerimin başladığı yerdi. Sonra da bir daha indiremedim gözlerimi yere. Hep yükseklerde takılı kaldı. Bazen işe yaradı, bazen can acıttı. Hayallerimle birlikte çıtam hep yükseldi ama ulaşamadığımda canımı yaktı. Hep sonuna kadar savaşmak zorunda kaldım. Ben çocukken hayallerin gerçek olmak için var olduklarına inanırdım. Büyüdüm, şimdi hayallerin insanları sadece hayata bağlamak için olduğunu ama bir çoğunun asla gerçek olmayacağını anladım.          Bir gün, müzik dinlerken kayboldum ben. Perdeler açıldı ve oyun başladı. Her nota bir hikaye oldu. Her ritim bir duygu. Dans ettim hayallerle. Sonra dans etmeye başladım tüm hayallerimin gerçek olması için. Orada müzik ben ve hayallerim kaldık. Hepsini yaşadım teker teker. Dans etmeye sarıldım sıkı sıkı.  ...

Ağırlaşan Cümleler

                                     Kaynayan bir beyin zarar verir insana. Dışarı kusmazsan geceleri tıkar damarlarını, yavaş yavaş öldürür anlamazsın. Hislerine felç gelmiş gibi olur. Donuk ve sakin. Korkuların hemen yararlanır bu durumdan sarar etrafını ilk fırsatta. Güç kalkanların olmadan amansız bir savaşa girersin yüzleşmeye çalışırsın korkularınla. Başta olası gelir, yapabileceğini sanırsın. Karardıkça kararır hava. Bir de sis bastı mı nefessiz kalırsın. Yanar boğazın. Düğümlenmiş halat gibi olur, yutkunamazsın. Gözyaşların inci gibi dizilirler göz pınarlarında. Sıra sıra akmayı beklerler. Tek bir damla yeter, devamı gelir hep. Bir tanesi kayıp düştü mü gözünden diğerleri takip eder onu. Sağanak yağan yağmur gibi kör eder gözlerini göremezsin. Buğulanır her yer. Kaçamazsın. Sanki kalbindeki külçe gözyaşların gibi akıttıkça rahatlarsın. Akıttıkça karanlık da artar bilmezsin. Duru...