Ana içeriğe atla

8 Mart...



Kadın olmak zordur..Bir erkek bir düşünürse kadın bin defa düşünür. Bir erkek üzülürse bir kadın göz yaşına boğulur. Bir erkek boşver derse bir kadın döner yine de yapar onu. Erkek hayatın üzerinden kayarken kadın her çukura düşer çıkar. Amaaaaan diyip geçer bazen erkek ama kadın oturur 'aman!' der. Her şeyi önceden düşünür bir kadın her an her şey olabilirmiş gibi. Çantasında her şey olur o her şeye hazırlıklıdır. Planlı yaşar ve bunun bozulmasından hiç hoşlanmaz. Ya ajandası vardır ya da kafasında bir plan. Takıntıları vardır boşveremediği. Kadının hayatı zordur, zor olmasa bile kendine zorlaştırır. Bir evi çevip çevirir tek başına. İşe giden bir erkek tek görevinin o olduğunu zannedebilir ve kadını tek başına bırakabilir. Oysa kadın da çalışıyor olabilir ama yine de evin işi yine ondan sorulur. Kadın bir sürü şeye koşar ama erkeğe işe gidiyor olmak bile ağır gelir. Çalışmayan kadınlar maaşsız ev işçileri olarak görülür her şeye koşturmaları beklenir.  Bir kadın anne olduğunda seviye atlar, artık iki kişilik düşünür. Geceleri uyku yoktur bazen, yemez yedirir, giymez giydirir. Gözünün içine bakar çocuğunun, üstüne titrer. Bir babaya çocuğunu doyuruyor olmak yeterken bir anne çocuğunu her yönden doyurmadan rahat uyuyamaz. Anne olmak, kadın olmak zor iştir.
Öyle durumlar yaşanıyor ki hayatta bunlar bir kadının başına gelebilecek iyi şeyler olarak kalabiliyor. Bazen öyle korkunç işkencelere maruz kalır ki kadın doğduğuna pişman olur. Diri diri gömülen kız çocukları, namus davasına bir kurşunda yok olup giden kadınlar... Aşık olmak bile yasaktır bazen kadına. Zayıf karakterli erkeklerin gücü bazen sadece kadınlara yeter ve kendini tatmin etmek için kadını yerle bir eder. Eziyet çeker bazı kadınlar, dayak yer, hor görülür, ezilir. Hakarete uğrar sadece cinsel bir obje olarak görüldüğünde, incinir anlamazlar. Giyinmesi kuşanması beklenir kadının koca göbekli adamlar tarafından, ne kadar ironik!. Kadın beceremez derler, bilmezler ki kadın güçlüdür, her başarının arkasındaki gölgedir. Kadınlar olmadan zafer olmaz. Kadının dokunmadığı şey hemen anlaşılır, dokunduğu yere bahar getirir çünkü. Alçak gönüllüdür kadın kendi zaferinin erkeğin zaferi gibi gözükmesine izin verir. Demir yutmuş gibidir kolay kolay eğilmez, direnir.Kısacası, kadın olmak zor iştir.

Tüm bunları feministlik olsun diye veya erkekleri kötülemek için söylemiyorum. Erkeklere hayatımızın ne kadar zor olduğunu belirtmeye çalışıyorum. Erkeklerin hayatın yükünü üzerimizden bir nebze de olsa almalarına ihtiyacımız var. Sizin anlam veremediğiniz bir çok hareketimizin altında ne kadar karmaşık bir yapımız olduğunu ve bunlarla savaşmak zorunda olduğumuzu anlamanıza ihtiyacımız var. Bir kadın bir aileye, bir eve, bir işe ve sizin daha durup da düşünmediğiniz bir çok şeye koşturur. Durup bir saniye düşünün işe gittiğinizi, eve gelip çocuk bakıp yemek yapıp etrafı toplamak zorunda olduğunuzu. Zor dimi?. Şimdi yanınızdaki kadına sarılın ve onun varlığı için şükredin.
8 Mart Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun. Hepinize erkeklerin bizi anladığı, mutlu ve huzurlu bir yaşam dilerim.


P.S: Googla dünya kadınlar günü ve bir de women's day yazar mısınız?. Arada çıkan kadın profillerinin farklılığı ülkemizdeki kadının rolünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Türkçe yazınca karşınıza çıkan emekçi, yorgun, mutsuz kadın profili women's day olunca mutlu kadınlara dönüşüyor. Kadınlar değerlidir, lütfen kendi değerinizin farkına varın!!..



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pia Mater - Arachnoid Mater

                                          Pia Mater, Serkan Karaismailoğlu,2019   Son dönemde çıkan Türk yazarlı oldukça heyecan verici kitap serisinin ilk kitabı Pia Mater. Bu kitap 2000’li yıllarda gelişmeye başlayan yeni bir roman türü olan nöro-roman örneği olarak kaleme alınmış. Oldukça bilimsel gerçeklere dayandırılmış bu kitapta verilen her bilgi referanslarla desteklemiş. Hatta, bazı konular o kadar heyecan verici ve merak uyandırıcı ki gidip o referansa bakıp incelemek isteyeceksiniz. Beynimizin büyüleyici gücü harika bir hikayeyle süslenip püslenmiş. Kişisel olarak hali hazırda bildiğim bazı bilimsel ve fizyolojik gerçekleri böyle harika bir hikayenin içerisinde okumak bana heyecan verdi. Çok nadir de olsa sinir bilimine atıfta bulunmak için küçük zorlamalar var ancak verilen bilgiler asla ders notu kıvamında değil, aksine çoğunlukla oldukça güzel y...

Mülksüzler (Dispossessed )

Mülksüzler, 1974 yılında Amerikan yazar Ursula K. Le Guin tarafından yazılmış ütopik bir bilim kurgu romanıdır. Ursula bu kitabıyla Hugo ve Nebula ödüllerini alıyor. Sevgili arkadaşım Zeynep'in   bana hediyesi olan bu kitap, o kadar bilgi ve fikir doluydu ki hem özetini çıkartma hem de paylaşma ihtiyacı duydum. 1974 yılında yazılmış bir kitabın bugünün dünyasına ayna tutması gerçekten etkileyici. Tam da bu sebepten bir klasik. Zamansız bir kitap. Çünkü terazinin ayarını ne kadar yaparsak yapalım insanoğlu özünde hep aynı. Bir toplum kurallara ve yönetime ne kadar karşı olursa olsun, insanlar içgüdüsel olarak birilerini öncü seçip kurallara uyma eğilimdedir.   Her zaman da o kurallara uymakta zorluk çeken, aykırı ama cesur, aynı zamanda öncü insanlar olacaktır toplumda. İşte evrimleşmemizi, o düzeni bozan, çemberi kırabilenler sayesinde tamamlayacağız. Kitapta anlatılan Tau Ceti'den türeyen ikiz dünyalar var. Biri Urras, mülk sahibi insanların kapitalist bir yaşam sürdükl...

"KÖRLÜK"

Portekiz'in en tanınmış yazarlarından olan Jose Saramago ’nun kaleme aldığı Körlük kitabı, insanlığın ve demokrasinin insanın var oluşu karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Yitirilen görme duyusuyla tüm insanlığın ve düzenin nasıl çürüyeceğini gözler önüne seren bu kitap, insanın acizliğinin de altını çizmektedir. Kaotik bir ortamda ortaya çıkan insanlığın karanlık yüzü akıcı bir dil ve kuvvetli betimlemelerle anlatılmıştır. Kitap, tüm şehre yayılan körlüğün bir adamın kırmızı ışıkta beklerken kör olmasıyla başlar. Bu ilk kör adama yardım eden adamın, ilk körün arabasını çalmasıyla görme duyusunun yitirilmesiyle başlayacak olan toplumsal dejenerasyonun ilk sinyali verilmiş olur. Körlük bilindiği üzere zifiri bir karanlık değildir bu sefer, tam tersine bembeyaz bir ışık kümesidir. Kör adam hemen bir doktora götürülür, ancak doktor bu duruma hiç anlam veremediği gibi bir çözüm de bulamaz. Bilmedikleri bunun bulaşan bir hastalık olduğudur. Dünyası bembeyaz ışıklara gömülen ...