Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AZ, Hakan Günday

  AZ Hakkında söylenecek çok söz olan ama adı AZ olan kitap. "Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler." kitabın sonundaki o çarpıcı paragrafla başlamak istedim, çünkü bu kitap A ve Z gibi birbirinden uzak iki Derda'nın yollarının çakışma hikayesi. Biri kadın biri erkek. Ama ikisinin de hayatı zor. Hatta okuması bile zor. En sonunda onları hayata bağlayan, yaşamak için bir amaç veren yazar sayesinde iki Derda'nın yolları bir olur.  Kadın Derda'nın hayatı. Nasıl anlatsam acı bir biberi yemek gibi. Belki de gerçek hayatta karşılaşılabilir olduğundan bu kadar yürek burkucu. Daha 11 yaşındayken oku...

"KÖRLÜK"

Portekiz'in en tanınmış yazarlarından olan Jose Saramago ’nun kaleme aldığı Körlük kitabı, insanlığın ve demokrasinin insanın var oluşu karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Yitirilen görme duyusuyla tüm insanlığın ve düzenin nasıl çürüyeceğini gözler önüne seren bu kitap, insanın acizliğinin de altını çizmektedir. Kaotik bir ortamda ortaya çıkan insanlığın karanlık yüzü akıcı bir dil ve kuvvetli betimlemelerle anlatılmıştır. Kitap, tüm şehre yayılan körlüğün bir adamın kırmızı ışıkta beklerken kör olmasıyla başlar. Bu ilk kör adama yardım eden adamın, ilk körün arabasını çalmasıyla görme duyusunun yitirilmesiyle başlayacak olan toplumsal dejenerasyonun ilk sinyali verilmiş olur. Körlük bilindiği üzere zifiri bir karanlık değildir bu sefer, tam tersine bembeyaz bir ışık kümesidir. Kör adam hemen bir doktora götürülür, ancak doktor bu duruma hiç anlam veremediği gibi bir çözüm de bulamaz. Bilmedikleri bunun bulaşan bir hastalık olduğudur. Dünyası bembeyaz ışıklara gömülen ...

Yaşamdan bir mesaj var..

Duruyorum .. Duruyorum.. Durup bir dinliyorum.  Farkına varıyorum . Doğanın, yaşamın, nefesin, enerjinin, evrenin bir parçası olduğumun farkına varıyorum. Esen rüzgarla oynayan bir yaprağı izliyorum. Hayranlık duyuyorum. Yaşayan her canlıya  sevgi  besliyorum. Her şeyin  bağlı  olduğunu,  bir  olduğunu biliyorum. İnsanları sadece kendi yaşamını sürdürmeye gayret eden, ama içinde yaşadığı doğayı yok ederse kendini de öldüreceğini bilmeyen bir  virüs  gibi görüyorum. O yüzden anlıyorum. Bu son yaşanan şeyin  doğanın bir silkinişi  olduğunu anlıyorum. Çok alttan aldı bizi, kendinden çok verdi, belki bir gün akıllanırız diye çok bekledi. Ama olmayınca o da kendi çözümü üretti. Biz şimdi buna ‘ corona ’ veya biyolojik adıyla Covid-19 diyoruz. Ben hangimiz gerçek bir virüs onu bile bilmiyorum. Biz duramadık ya, dinleyemedik içimizde yaşadığımız dünyayı, o şimdi bizi kendini dinlemeye mecbur ediyor. Hala bunun altında yatan sebepleri anla...