Ana içeriğe atla

AZ, Hakan Günday

 



AZ

Hakkında söylenecek çok söz olan ama adı AZ olan kitap. "Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler." kitabın sonundaki o çarpıcı paragrafla başlamak istedim, çünkü bu kitap A ve Z gibi birbirinden uzak iki Derda'nın yollarının çakışma hikayesi. Biri kadın biri erkek. Ama ikisinin de hayatı zor. Hatta okuması bile zor. En sonunda onları hayata bağlayan, yaşamak için bir amaç veren yazar sayesinde iki Derda'nın yolları bir olur. 

Kadın Derda'nın hayatı. Nasıl anlatsam acı bir biberi yemek gibi. Belki de gerçek hayatta karşılaşılabilir olduğundan bu kadar yürek burkucu. Daha 11 yaşındayken okuldan alınıp aşırı Müslüman bir aileye satılan kızın İngiltere'ye gitmesiyle başlıyor hikaye. Burada evde hapis, kocasından gördüğü şiddetle beraber her gün hayatından nefret ediyor. Kocasının evde olmadığı bir zamanda işler karışmaya başlıyor. Mazoşist seks bağımlısı komşusuna sahibelik yapmaya başlıyor, ve bu alanda tanınıp para biriktirmeye ve kaçış planları yapmaya başlıyor. Kara çarşaflı bir müslüman kadın olarak da epeyce ünleniyor. Daha sonra kocasının cemiyet bağlantılarıyla öldürülmesiyle kadın özgür kalıyor ve kendini bilmediği bir adamın evinde ona sahibelik yaparken buluyor. Sonra eroin bağımlısı bir porno yıldızına dönüşmesi arasındaki zaman oldukça kısa . Detaylar oldukça çarpıcı ve yürek burkuyor. Bazı yerlerde nefesini tutmak zorunda kalıyorsun. Okurken kitaba mutlaka bir kaç göz yaşı damlıyor.

Öteki tarafta erkek Derda'nın acı hayatı. Hapiste bir baba, mezarlıkta su taşıyarak evini geçindirmeye çalışan bir çocuk. Annesini kaybedince yetimhaneye gitmemek için annesinin cesedini gömen bir çocuk. Sonra annesini gömdüğü yerdeki mezarlardan biriyle bağ kurup yıllarca mezarına baktığı bir adam. Bu adamsa Oğuz Atayın ta kendisi. Yazarın kitaplarını okuyabilmek için okuma öğrenen çocuk, kitapları okuduktan sonra Oğuz Atay'ı şu hayatta mutsuz eden herkese ciddi bir öfke beslemeye başlar. Oğuz Atay bu çocuğa yaşama amacı vermiştir. Yazarın intikamını almak için yollara düşen çocuk bunun uğrunda cinayet işler Hapishanede geçirdiği onca yıl sonrasında gizlice edindiği telefondan Derda'nın içinde bulunduğu bir  filme denk gelir. İzlerken içi parçalanır, bu kadına aşık olur ve hayatı pahasına bu kadını bulacağına ve onu koruyacağına yemin eder. Bu sırada kadın Derda arınmış, kendine bir hayat yolu çizmiştir. Derda'nın hayatını kurtaran İngiliz kadın zamanında Oğuz Atay hastanedeyken ona hemşirelik yapmış ve bunu günlüklerine yazmıştır. Derda'nın hayatını kurtaran kadın o zamanlar kendi hayatına kıymak istiyormuş ama Oğuz Atay sayesinde hayata tutunmuş tekrardan. Bu yüzden onun hayatını kurtaran adama bağlanmış Derda. Ve işte, iki Derda ve bir Oğuz Atay yolları kesişmiş. 

Akıcılık konusunda oldukça başarılı ve gerçekten detayları oldukça çarpıcı bir kitap.  Ancak söylemeden geçemeyeceğim ki bazı detaylar okurken bana fazla abartılı ve bağlandığı nokta biraz zorlama geldi. Bu Hakan Günday'ın yazı şekli aslında, hafif abartılı, değişik bir bakış açısıyla hayata.  Günün sonunda içime işleyen ve elimden bırakamadığım bir kitaptı oldu. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pia Mater - Arachnoid Mater

                                          Pia Mater, Serkan Karaismailoğlu,2019   Son dönemde çıkan Türk yazarlı oldukça heyecan verici kitap serisinin ilk kitabı Pia Mater. Bu kitap 2000’li yıllarda gelişmeye başlayan yeni bir roman türü olan nöro-roman örneği olarak kaleme alınmış. Oldukça bilimsel gerçeklere dayandırılmış bu kitapta verilen her bilgi referanslarla desteklemiş. Hatta, bazı konular o kadar heyecan verici ve merak uyandırıcı ki gidip o referansa bakıp incelemek isteyeceksiniz. Beynimizin büyüleyici gücü harika bir hikayeyle süslenip püslenmiş. Kişisel olarak hali hazırda bildiğim bazı bilimsel ve fizyolojik gerçekleri böyle harika bir hikayenin içerisinde okumak bana heyecan verdi. Çok nadir de olsa sinir bilimine atıfta bulunmak için küçük zorlamalar var ancak verilen bilgiler asla ders notu kıvamında değil, aksine çoğunlukla oldukça güzel y...

Mülksüzler (Dispossessed )

Mülksüzler, 1974 yılında Amerikan yazar Ursula K. Le Guin tarafından yazılmış ütopik bir bilim kurgu romanıdır. Ursula bu kitabıyla Hugo ve Nebula ödüllerini alıyor. Sevgili arkadaşım Zeynep'in   bana hediyesi olan bu kitap, o kadar bilgi ve fikir doluydu ki hem özetini çıkartma hem de paylaşma ihtiyacı duydum. 1974 yılında yazılmış bir kitabın bugünün dünyasına ayna tutması gerçekten etkileyici. Tam da bu sebepten bir klasik. Zamansız bir kitap. Çünkü terazinin ayarını ne kadar yaparsak yapalım insanoğlu özünde hep aynı. Bir toplum kurallara ve yönetime ne kadar karşı olursa olsun, insanlar içgüdüsel olarak birilerini öncü seçip kurallara uyma eğilimdedir.   Her zaman da o kurallara uymakta zorluk çeken, aykırı ama cesur, aynı zamanda öncü insanlar olacaktır toplumda. İşte evrimleşmemizi, o düzeni bozan, çemberi kırabilenler sayesinde tamamlayacağız. Kitapta anlatılan Tau Ceti'den türeyen ikiz dünyalar var. Biri Urras, mülk sahibi insanların kapitalist bir yaşam sürdükl...

"KÖRLÜK"

Portekiz'in en tanınmış yazarlarından olan Jose Saramago ’nun kaleme aldığı Körlük kitabı, insanlığın ve demokrasinin insanın var oluşu karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Yitirilen görme duyusuyla tüm insanlığın ve düzenin nasıl çürüyeceğini gözler önüne seren bu kitap, insanın acizliğinin de altını çizmektedir. Kaotik bir ortamda ortaya çıkan insanlığın karanlık yüzü akıcı bir dil ve kuvvetli betimlemelerle anlatılmıştır. Kitap, tüm şehre yayılan körlüğün bir adamın kırmızı ışıkta beklerken kör olmasıyla başlar. Bu ilk kör adama yardım eden adamın, ilk körün arabasını çalmasıyla görme duyusunun yitirilmesiyle başlayacak olan toplumsal dejenerasyonun ilk sinyali verilmiş olur. Körlük bilindiği üzere zifiri bir karanlık değildir bu sefer, tam tersine bembeyaz bir ışık kümesidir. Kör adam hemen bir doktora götürülür, ancak doktor bu duruma hiç anlam veremediği gibi bir çözüm de bulamaz. Bilmedikleri bunun bulaşan bir hastalık olduğudur. Dünyası bembeyaz ışıklara gömülen ...