Ana içeriğe atla

Ağırlaşan Cümleler



                       

             Kaynayan bir beyin zarar verir insana. Dışarı kusmazsan geceleri tıkar damarlarını, yavaş yavaş öldürür anlamazsın. Hislerine felç gelmiş gibi olur. Donuk ve sakin. Korkuların hemen yararlanır bu durumdan sarar etrafını ilk fırsatta. Güç kalkanların olmadan amansız bir savaşa girersin yüzleşmeye çalışırsın korkularınla. Başta olası gelir, yapabileceğini sanırsın. Karardıkça kararır hava. Bir de sis bastı mı nefessiz kalırsın. Yanar boğazın. Düğümlenmiş halat gibi olur, yutkunamazsın. Gözyaşların inci gibi dizilirler göz pınarlarında. Sıra sıra akmayı beklerler. Tek bir damla yeter, devamı gelir hep. Bir tanesi kayıp düştü mü gözünden diğerleri takip eder onu. Sağanak yağan yağmur gibi kör eder gözlerini göremezsin. Buğulanır her yer. Kaçamazsın. Sanki kalbindeki külçe gözyaşların gibi akıttıkça rahatlarsın. Akıttıkça karanlık da artar bilmezsin. Durur bir beklersin acaba dindi mi yağmur diye. Emin olamazsan devam edersin bir öncekinden daha da şiddetli. İçinde biriken cümleler böyledir. Takar ayaklarına prangayı adım atmak istedikçe seni geri çeker karanlığa doğru. Karanlıktır en dipsiz duyguların tarifi. Çünkü bilemezsin karanlıkta neler vardır aynı duyguların en derini gibi. Sadece çok cesursan dimdik durursun karanlıkta aynı en derin duygularınla yüzleşince ayakta durabilmek gibi. Azıcık bile güçsüzlüğe tahammülü yoktur. İçine çeker karanlık seni. Bir ışık ararsın yüzeye çıkmak kurtulmak için, bir nefes ararsın. Şanslıysan bir ip sarkar tutunur ve kurtulursun. Ama zaman savaş zamanıysa en dibe vurursun.
                 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pia Mater - Arachnoid Mater

                                          Pia Mater, Serkan Karaismailoğlu,2019   Son dönemde çıkan Türk yazarlı oldukça heyecan verici kitap serisinin ilk kitabı Pia Mater. Bu kitap 2000’li yıllarda gelişmeye başlayan yeni bir roman türü olan nöro-roman örneği olarak kaleme alınmış. Oldukça bilimsel gerçeklere dayandırılmış bu kitapta verilen her bilgi referanslarla desteklemiş. Hatta, bazı konular o kadar heyecan verici ve merak uyandırıcı ki gidip o referansa bakıp incelemek isteyeceksiniz. Beynimizin büyüleyici gücü harika bir hikayeyle süslenip püslenmiş. Kişisel olarak hali hazırda bildiğim bazı bilimsel ve fizyolojik gerçekleri böyle harika bir hikayenin içerisinde okumak bana heyecan verdi. Çok nadir de olsa sinir bilimine atıfta bulunmak için küçük zorlamalar var ancak verilen bilgiler asla ders notu kıvamında değil, aksine çoğunlukla oldukça güzel y...

Mülksüzler (Dispossessed )

Mülksüzler, 1974 yılında Amerikan yazar Ursula K. Le Guin tarafından yazılmış ütopik bir bilim kurgu romanıdır. Ursula bu kitabıyla Hugo ve Nebula ödüllerini alıyor. Sevgili arkadaşım Zeynep'in   bana hediyesi olan bu kitap, o kadar bilgi ve fikir doluydu ki hem özetini çıkartma hem de paylaşma ihtiyacı duydum. 1974 yılında yazılmış bir kitabın bugünün dünyasına ayna tutması gerçekten etkileyici. Tam da bu sebepten bir klasik. Zamansız bir kitap. Çünkü terazinin ayarını ne kadar yaparsak yapalım insanoğlu özünde hep aynı. Bir toplum kurallara ve yönetime ne kadar karşı olursa olsun, insanlar içgüdüsel olarak birilerini öncü seçip kurallara uyma eğilimdedir.   Her zaman da o kurallara uymakta zorluk çeken, aykırı ama cesur, aynı zamanda öncü insanlar olacaktır toplumda. İşte evrimleşmemizi, o düzeni bozan, çemberi kırabilenler sayesinde tamamlayacağız. Kitapta anlatılan Tau Ceti'den türeyen ikiz dünyalar var. Biri Urras, mülk sahibi insanların kapitalist bir yaşam sürdükl...

"KÖRLÜK"

Portekiz'in en tanınmış yazarlarından olan Jose Saramago ’nun kaleme aldığı Körlük kitabı, insanlığın ve demokrasinin insanın var oluşu karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Yitirilen görme duyusuyla tüm insanlığın ve düzenin nasıl çürüyeceğini gözler önüne seren bu kitap, insanın acizliğinin de altını çizmektedir. Kaotik bir ortamda ortaya çıkan insanlığın karanlık yüzü akıcı bir dil ve kuvvetli betimlemelerle anlatılmıştır. Kitap, tüm şehre yayılan körlüğün bir adamın kırmızı ışıkta beklerken kör olmasıyla başlar. Bu ilk kör adama yardım eden adamın, ilk körün arabasını çalmasıyla görme duyusunun yitirilmesiyle başlayacak olan toplumsal dejenerasyonun ilk sinyali verilmiş olur. Körlük bilindiği üzere zifiri bir karanlık değildir bu sefer, tam tersine bembeyaz bir ışık kümesidir. Kör adam hemen bir doktora götürülür, ancak doktor bu duruma hiç anlam veremediği gibi bir çözüm de bulamaz. Bilmedikleri bunun bulaşan bir hastalık olduğudur. Dünyası bembeyaz ışıklara gömülen ...