Ana içeriğe atla

Şeker Portakalı- Jose Mauro De Vasconcelos





Şeker portakalı ağızda acı bir tat bırakan ama yedikçe yemek istenilen bir kitap. Vasconcelos yıllarca içinde büyüttüğü çocuğu 12 günde hayata getirmiş. Bu kitabı yıllar önce çocukken okumuş ve bir köşeye atmıştım. Geçen gün tekrar hatırlamak istediğime karar verdim ve tozlu rafından aldım. Büyük bir hevesle başladım Zeze'nin hayatını okumaya. Kesinlikle elinizde varsa bir kez daha hayatta edindiğiniz deneyimlerle okunması gereken bir kitap. Bu sefer çok farklı tatlar verdi bana. Zeze'nin acı dolu hayatını okurken yüreğiniz burkuluyor ve içinde barındırdığı saflık ve iyilikle gözleriniz doluyor. Çocukken kurduğumuz hayalleri özleyen benliğimize serin sular serpiliyor. Tekrar dönüyorsun çocukluğuna, o sonsuz hayal dünyasına. Kitabın anlatımının ne kadar güzel olduğunu unutmuşum. Bir çocuğun kurduğu hayaller sanki gerçekmiş gibi anlatılıyor ve böylece seni o hayallerde kaybolmaya zorluyor. Elini uzatıp yardım etmek istiyorsun Zeze'ye o kadar acı çekiyor. Bu kadar acıklı bir kitap bu kadar büyük bir haz veriyor okurken. Gerçekte böyle yaşayan insanlar olduğunu düşünmek bile acı veriyor. Sizi tekrar Zeze'nin zekasında ve hayal dünyasında kaybolmaya davet ediyorum. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Açlık, sefalet ve acının içinde yeşeren sevgi ve umut tohumlarıyla canlanacaksınız. Ben elimdeki kitabı bitirip Güneşi Uyandıralımla devam edicem Zeze'nin serüvenlerine. Bence sizde gecikmeyin. Hatırlamayanlar için kitabın detaylarını verip heyecanını kaçırmayacağım. Hatırlayanlara da bir de bu olgunluklarıyla tekrar okumalarını tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pia Mater - Arachnoid Mater

                                          Pia Mater, Serkan Karaismailoğlu,2019   Son dönemde çıkan Türk yazarlı oldukça heyecan verici kitap serisinin ilk kitabı Pia Mater. Bu kitap 2000’li yıllarda gelişmeye başlayan yeni bir roman türü olan nöro-roman örneği olarak kaleme alınmış. Oldukça bilimsel gerçeklere dayandırılmış bu kitapta verilen her bilgi referanslarla desteklemiş. Hatta, bazı konular o kadar heyecan verici ve merak uyandırıcı ki gidip o referansa bakıp incelemek isteyeceksiniz. Beynimizin büyüleyici gücü harika bir hikayeyle süslenip püslenmiş. Kişisel olarak hali hazırda bildiğim bazı bilimsel ve fizyolojik gerçekleri böyle harika bir hikayenin içerisinde okumak bana heyecan verdi. Çok nadir de olsa sinir bilimine atıfta bulunmak için küçük zorlamalar var ancak verilen bilgiler asla ders notu kıvamında değil, aksine çoğunlukla oldukça güzel y...

Mülksüzler (Dispossessed )

Mülksüzler, 1974 yılında Amerikan yazar Ursula K. Le Guin tarafından yazılmış ütopik bir bilim kurgu romanıdır. Ursula bu kitabıyla Hugo ve Nebula ödüllerini alıyor. Sevgili arkadaşım Zeynep'in   bana hediyesi olan bu kitap, o kadar bilgi ve fikir doluydu ki hem özetini çıkartma hem de paylaşma ihtiyacı duydum. 1974 yılında yazılmış bir kitabın bugünün dünyasına ayna tutması gerçekten etkileyici. Tam da bu sebepten bir klasik. Zamansız bir kitap. Çünkü terazinin ayarını ne kadar yaparsak yapalım insanoğlu özünde hep aynı. Bir toplum kurallara ve yönetime ne kadar karşı olursa olsun, insanlar içgüdüsel olarak birilerini öncü seçip kurallara uyma eğilimdedir.   Her zaman da o kurallara uymakta zorluk çeken, aykırı ama cesur, aynı zamanda öncü insanlar olacaktır toplumda. İşte evrimleşmemizi, o düzeni bozan, çemberi kırabilenler sayesinde tamamlayacağız. Kitapta anlatılan Tau Ceti'den türeyen ikiz dünyalar var. Biri Urras, mülk sahibi insanların kapitalist bir yaşam sürdükl...

"KÖRLÜK"

Portekiz'in en tanınmış yazarlarından olan Jose Saramago ’nun kaleme aldığı Körlük kitabı, insanlığın ve demokrasinin insanın var oluşu karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Yitirilen görme duyusuyla tüm insanlığın ve düzenin nasıl çürüyeceğini gözler önüne seren bu kitap, insanın acizliğinin de altını çizmektedir. Kaotik bir ortamda ortaya çıkan insanlığın karanlık yüzü akıcı bir dil ve kuvvetli betimlemelerle anlatılmıştır. Kitap, tüm şehre yayılan körlüğün bir adamın kırmızı ışıkta beklerken kör olmasıyla başlar. Bu ilk kör adama yardım eden adamın, ilk körün arabasını çalmasıyla görme duyusunun yitirilmesiyle başlayacak olan toplumsal dejenerasyonun ilk sinyali verilmiş olur. Körlük bilindiği üzere zifiri bir karanlık değildir bu sefer, tam tersine bembeyaz bir ışık kümesidir. Kör adam hemen bir doktora götürülür, ancak doktor bu duruma hiç anlam veremediği gibi bir çözüm de bulamaz. Bilmedikleri bunun bulaşan bir hastalık olduğudur. Dünyası bembeyaz ışıklara gömülen ...